• Anasayfa
  • Makaleler
  • Yıllık ve Günlük Planlar
  • Sınavlar-Testler
  • Toplantı Tutanakları
  • Eğitim Dokümanları
  • Program Arşivi
  • Giriş
  • Kayıt
  • İletişim

Anasayfa Makaleler Eğlence ve Yaşam ÇOBAN VE AĞAÇ


ÇOBAN VE AĞAÇ

Çarşamba, 29 Temmuz 2009 11:29 | Author: PiriReis | PDF Yazdır e-Posta
Addthis

ÇOBAN VE AĞAÇ

Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için yaylaya çıktığında tepeye yakın bir elma ağacının altında dinlenir ve eğer mevsimiyse, onunla konuşarak: "Hadi bakalım evladım, derdi. Bu ihtiyarın elmasını ver artık". Ve bir elma düşerdi, en güzelinden, en olgunundan. Yaşlı adam sedef kakmalı çakısını çıkartarak onu dilimlere ayırır ve küçük bir tas yoğurtla birlikte ekmeğine katık ettikten sonra, babasından kalan Kur'an'ını okumaya koyulurdu.
Çoban, bu ağacı yirmi yıl kadar önce diktiğinde sık sık sular, bunun için de büyükçe bir güğüme doldurduğu abdest suyundan geriye kalanı kullanırdı. Elma ağacının kökleri, belki de bu sularla kuvvet bulmuş ve kısa sürede serpilip meyve vermeye başlamıştı. Çoban o zamanlar henüz genç sayıldığından şöyle bir uzandı mı en güzel elmayı şıp diye koparırdı. Fakat aradan geçen bunca yıl içinde beli bükülüp boyu kısalmış, ağacınkiyse bir çınar gibi büyüyüp göklere yükselmişti. Ama boyu ne olursa olsun, ağaç yine de yavrusu değil miydi? Onu bir evlat sevgisiyle okşarken:
"Ver yavrum, derdi, gönder bakalım bu günkü kısmetimi." Ve bir elma düşerdi hiç nazlanmadan, yıllar boyu hiçbir gün aksamadan.
Köylüler, uzaktan uzağa gözledikleri bu hadiseyi birbirlerine anlatıp yaşlı çobanın veli bir zât olduğunu söylerlerdi.
Yaşlı adam, ağacın altında dinlenip namazını kıldığı bir gün, yine elmasını istedi. Ancak dallar dolu olmasına rağmen nedense bir şey düşmemişti. Sonra bir daha, bir daha tekrarladı isteğini. Beklediği şey bir türlü gelmiyordu. Gözyaşları, yeni doğmuş kuzuların tüylerini andıran beyaz sakalını ıslatırken, ağacın altından uzaklaşıp koyunların arasına attı kendini.
Yavrusu, meyve verdiği günden bu yana ilk defa reddediyordu onu. İhtiyar çobanın beli her zamankinden fazla bükülmüş, güçsüz bacakları da vücudunu taşıyamaz olmuştu. Hayvanlarını usulca toplayıp köye doğru yöneldiğinde, aşağıdaki caminin her zamankinden daha nurlu minarelerinden yankılanan ezan sesiyle irkildi birden. Yeniden doğmuştu sanki çoban. Bir şey hatırlamıştı.
Çocuklar gibi sevinerek ağacın yanına koştu ve ona şefkatle sarılırken :
"Canım" dedi, hıçkırıp ağlayarak.
"Benim güzel evladım, mis kokulum. Şu unutkan ihtiyarı üzmeden önce neden söylemedin, bu günün Ramazan'ın ilk günü olduğunu ?"

Web Soft
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Gönder
İptal
JComments
Giriş Formu

  • Şifrenizi mı unuttunuz?
  • Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?
  • Kayıt ol
En Çok İndirilen Dosyalar
İlköğretim 6.7.8.Sınıflar Bilgi Yarışması Soruları
(Çeşitli Dokümanlar)
19.01.10

Tiyatro ve törenler için ses efektleri (silah,top,tüfek,doğa efektleri)
(Tiyatro ve Skeçler)
27.02.12

2010-2011 Müdür-Müdür Yardımcısı Çalışma Programı
(Okul İdaresi Dokümanları)
16.10.10

2010-2011 Sene Başı Öğretmenler Kurulu Toplantısı Gündem Maddeleri-2
(Okul İdaresi Dokümanları)
27.08.10

Örnek Soruşturma Muhakkik Raporu
(Okul İdaresi Dokümanları)
27.12.09

Yeni Eklenen Dosyalar
SORUMLULUK OCAK AYI RAPORU.docx
(Değerler Eğitimi Dokümanları)
09.03.12

Değerler Eğitimi Öğretmen İzleme Formu.xls
(Değerler Eğitimi Dokümanları)
09.03.12

Çanakkale Şiirleri
(Çanakkale Zaferi)
28.02.12

Çanakkale Programı
(Çanakkale Zaferi)
27.02.12

Çanakkale Konuşması
(Çanakkale Zaferi)
27.02.12

site ekle

© 2006-2011 Sunu Merkezi